Küçük Sarsala Koyu’nda, keyifli bir sabaha uyandık. Kahvaltıyı hazırlarken son peyniri çıkarıyorum, ekmek sınırlı herkese ikişer dilim, üzgünüm yumurta bitti. Akşama kalan yoğurt ile makarna yiyebiliriz ama sabah alışveriş için ayrılmak, bu hoş koyu bırakmak zorundayız. Dört kişi olunca yiyecek ve içeceğimiz alışık olduğumuzdan daha erken bitti.

Küçük tekneleri ile yanaşan yüzer bakkallarda domates, biber, ve size güvenirlerse gösterecekleri içki satışı var. Bizim içme suyumuz bile bitmek üzere, büyük bir markete ihtiyacımız var. Sabah seyir kaçınılmaz.

Hepimiz teknenin bir köşesine çekiliyoruz. Güneşin altında sessiz sessiz otururken gözüme koyun girişinde büyük beyaz bir tekne ilişiyor, turuncu bir yazı var üstünde Migros’un M’si gibi. Serap mı görüyorum? Ne alaka?

Dürbünle bakıyorum eee bu Migros’un M’si. Nasıl yani? Ne demek bu? İnternete girip bakıyoruz aaa bu yüzer Migros, üç senedir yaz aylarında Göcek’te hizmet veriyormuş, irtibat için telefonu var. 

Arıyorum; yüzer Migros’un müdürü açıyor isterseniz bot ile alabiliriz diyor. Şaka gibi, sanki sihirli bir değnek değdi.

 
 
 

Hiç Migros görmemiş gibi kızım damadım hazırız, bu büyük teknede iki para çekme makinası bile var. İçerisi serin serin saatlerce alışveriş yapabiliriz. Bizim için bugün burada dondurma yemek hayaldi gerçek oldu. Akşam için nefis şeyler alıyorum. Küçük Sarsala koyunda o akşam hiç ummadığımız zenginlikte bir akşam yemeği yiyoruz. Keşke buz gibi içeçeklerde de seçim hakkımız olaydı diye konuşarak.

Not: Yüzer Migros ile daha sonra sık sık karşılaştık sonuncusu kışın Marinada dinlenirkendi.